Resim

Resim
balkonda mindere oturup çay içmek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
balkonda mindere oturup çay içmek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Ağustos 2011 Perşembe

Kendimden bahsettim.

           İki gündür dinlediğim Midlake şarkısının haddi hesabı yok. Birkaç kez daha dinlersem mp3 kendi kendini imha edecek diye korkmuyor değilim. Lakin o melankolinin yumuşak kollarına bırakmak yok mu kendini, özlemişim dersem abartmış olurum ama yine de burada olmak güzel.

           Hani hayat güzel, yaşamak güzel diyen iyimser insanlar var ya, ben bu iyimserliğe hep mutsuzken sahip oluyorum. Mutluyken, bir sıkıntım yokken hayat hep boktan benim için. Gel gör ki kendime bir şeyleri dert edindim mi hemen başlarım "ahh hayat yine de güzell!" söylemlerime.

           Ruhum seviyor mutsuzluğu. Belki de ben mutsuz olmak için geldim dünyaya. Belki de dünyadaki insanlar mutlu olmak üzere yaratılanlar ve mutsuz olmak üzere yaratılanlar olmak üzere ikiye ayrılmışlardır, iyi ve kötü yerine. Öyle ya, hani yine alışılagelmiş bir sözdür bu; mutsuz olmazsak mutluluğun değerini nereden anlarız diye. Belki de budur yaşamın temel felsefesi ne bileyim.

           Ha, şimdi bunu okuyup beni mutsuz, çilekeş sanmayın. Hiç bir sıkıntım, derdim yok. Hatta hava atayım azıcık, tatile bile gidicem haftaya. Akdeniz sahillerinde deniz,güneş,kum üçlüsünün cılkını çıkarana kadar uzuun bir tatil yapacağım. Hatta sanki okulumla aynı şehirde yaşamıyormuşçasına derslerin başlayacağı günden sadece 1 gün önce burada olacağım.

           Ama benim için, melankolik olmaya sebep gerekmiyor nedense. Kendimce bir şeyi, hem de en alaksız bir şeyi - misal; kayısılar kurutulur, kurutulunca büzüş büzüş olur, yaşlanmış gibi... çok üzünç bir görüntü- dert edinip kendimce böyle Midlake'ler, Radiohead'ler, Elliot Smith'ler dinleyip, balkonun yerine minder atıp akşam karanlığında evlerin ışıklı pencerelerinin içinde ne hayatlar yaşandığını hayal edebilirim. Tabi elimde dumanı tüten bir kahvemle.